| 28 Temmuz 2010
Zannedersem ilkokul ikinci sınıfın yaz tatilindeydik, evden sabahın erken saatinde çıkmış doğruca dedemin dükkanına gelmiştim. Sabahın köründe evden getirdiğim ekmek parçalarını Tony’e verdiğimi ve birlikte kahvaltı yaptığımızı hatırlıyorum. Alman kurt köpeği olan Tony dedemin önceki köpekleri ile aynı ismi paylaşıyordu. Ondan sonra gelen tüm köpeklerin adı da hep Tony oldu zaten.
![]() |
O gün öğlene kadar deli gibi birlikte oynamıştık. Yorgunluktan yere yatan Tony’yi yastık yapıp yere uzanmıştım, bir yandan Tony’nin nefes alışını dinliyor bir yandan verandanın altındaki kullanılmayan malzemelere bakıyordum. İşte o zaman gözüm verandanın altında yığılı olan bir sürü hurdadan birisine takıldı.
Onca kirin pasın arasında mavi bisikleti görmemek neredeyse imkansızdı. Uzun uğraşlar sonucu onu oradan dışarı çıkarmış ve nasıl tamir ederim acaba diye düşünürken bulmuştum kendimi. Solgun mavi gövdesi, lastiksiz beyaz jantları, tozlu zinciri ve olmayan frenleri ile tam bir hurdaydı aslında... Bisikletin durumuna hızlıca göz attıktan sonra ilk işim Tony’nin burun muhalefetine rağmen zincirini takmaya çalışmak olmuştu.
Dükkanın bahçesindeki eğimin başına kadar bisikleti götürüp, biraz korkuyla karışık lastiksiz jantların üzerinde kendimi bayır aşağıya bıraktım. Birkaç metre sonra tabi ki yerdeydim ve sol dizim çizilmişti. O güne kadar bisiklet kullanmamıştım ama bu işi kendi başıma öğrenmeye de karar vermiştim. Tüm öğleden sonramı bisikletten düşmekle geçirdim. Tony’nin havlamaları sayesinde dedem gelmiş ve bu ne hal diye bana kızmıştı. Dirseğimi tutarak yerden kalkarken bisiklet kullanmayı öğreniyorum ve bunu kendi başıma yapabilirim dediğimi hatırlıyorum. Aynı şeyleri akşam eve gittiğimde anneme de söyledim. Yaralarımı temizlerken önce bana biraz kızdı sonrasında ise bu işi kendi başıma yapabileceğim konusunda beni cesaretlendirdi.Birkaç gün böyle geçti. Artık birkaç metreden fazla gidebiliyor; pedal çevirirken bisiklete yön verebiliyordum. Defalarca düştüğümü ve her yanımı yara bere içinde bıraktığımı söylememe gerek bile yok herhalde...
Kendi kendime pedal çevirebilmeye başladıktan sonra yeni bir sorun ortaya çıkmıştı. Gidebiliyor ama duramıyordum. Durmak için ya bir yere çarpıyor ya da kendimi yere atıyordum. O gün öğleden sonra yanımda koşan Tony’ye yine çarpmış ve bu sefer canını acıtmıştım. Köpeğimin canını acıtınca artık bisiklete biraz bakım yapma zamanı geldiğini düşünüp babam ve dedemden biraz para istedim.
Ertesi sabah Tony ile birlikte mavi bisikleti yakındaki bisiklet tamircisine götürdüm. Tamircinin bize bakışını çok net hatırlıyorum. Biraz şaşkınlıkla önce bana sonra bisiklete bakmıştı. Bu hurda için uğraşmaya değmez diyerek beni göndermeye çalıştı. Dükkandan tam çıkarkan ondan sadece lastikleri ve frenleri satın almak istediğimi bisikleti kendi kendime de tamir edebileceğimi söyledim. Parçaları alıp dedemin dükkanına doğru yola çıktım. Bir elimde parçalar diğer elimde bisiklet ile dükkana girdiğimde dedemin bana bakıp güldüğünü hatırlıyorum. Kendi kendime yapabileceğimi söylememe rağmen o gün dedemle birlikte mavi bisikletin yeni lastiklerini ve frenlerini taktık.
![]() |
İlk deneme sürüşünü dün gibi hatırlıyorum. Lastikleri olan bisikleti kullanmak çocuk oyuncağı gibiydi, sürüşü çok kolaydı ve bir o kadar zevkliydi. Üstüne üstlük frenleri de vardı ve artık durmak istediğimde düşmek zorunda kalmıyordum. Dedemin ve çırakların dükkanın önünde beni izlediğini, yanımda koşan Tony’ye ve bana güldüklerini hatırlıyorum.
Yaz tatilinin büyük bir kısmını o bisikleti tamir etmek, yeni parçalar almak ve bol bol gezmek için harcamıştım. Bir sonraki yaz babam karne hediyesi olarak 18 vitesli muhteşem bir bisiklet aldı. Geriye dönüp baktığımda babam iyi ki o mavi bisikleti tamir etmem için bana fırsat tanımış ve yeni bisikleti o yaz almamıştı.
İş hayatında ne zaman birşeyin arefesinde olsam, o işin zorluklarından ve eksiklerinden bunalsam aklıma bu anım geliyor. Bir çok zorluğa ve eksiğe rağmen o işi yapmayı kafama koyduğumda mutlaka başarılı olacağımı biliyorum. Bir süre lastiksiz ve frensiz olsam, yere düşüp yara bere içinde kalsam da ailemin hep yanımda olacağını ve o işi yapmak için beni cesaretlendireceklerini biliyorum.
Yeni bir iş kurmak veya hiç bilmediğiniz bir projeye başlamak aynen bisiklete binmek gibi düşe kalka öğreniyorsunuz. O esnada canım acıyabilir, eksiklerim olabilir, insanlar yapamazsın diyebilir ama bunların hiç birisi o işte başarılı olmamı engellemez. Eğer düşersem yeniden kalkar ve tekrar denerim hepsi bu kadar.
Görsellerin kaynağı:
Köpek görseli: http://www.kopekegitimi.gen.tr/kopek-egitimi-ne-kadar-surer.html
Bisiklet görseli: http://fineartamerica.com/featured/bicycle-vitali-komarov.html















